Ekonomi

3 dk okuma

Türkiye işsizlik ödeneğine erişim koşullarını kolaylaştıracak

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan Orta Vadeli Program, işgücü piyasasında güvenceli esnekliği artırmak için işsizlik ödeneği gibi pasif işgücü programlarından yararlanma koşullarının kolaylaştırılacağını duyurdu. Mevcut sistemde işçilerin yüzde 83,8'i ödeneğe erişemiyor.

image-0.jpg

Türkiye işsizlik ödeneğine erişim koşullarını kolaylaştıracak

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından pazar günü açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Programda, işsizlik ödeneği başta olmak üzere İşsizlik Sigortası Fonu kaynaklı pasif işgücü programlarının yararlanma koşullarının kolaylaştırılacağı açıklandı. Bu değişiklik, esnek çalışma modellerinin yaygınlaştığı bir dönemde işgücü piyasasında güvenceli esnekliği ve erişimi artırmayı hedefliyor.

Programa göre, 2027-2029 yılları arasında işgücüne katılım oranındaki öngörülen artışla beraber istihdamın yıllık ortalama 711 bin kişi artması bekleniyor. Hedefe ulaşılması durumunda istihdam üç yılda toplam 2,1 milyon kişi artacak. Bu yıl yüzde 8,1 olarak beklenen işsizlik oranının ise 2029 yılında yüzde 7,6'ya gerilemesi öngörülüyor. Haziran 2026'da işsizlik oranı yüzde 7,6'ya düşerek 2005'ten bu yana kaydedilen en düşük seviyeye ulaşmıştı.

İşsizlik ödeneğine erişim sorunu

Mevcut sistemde işsizlik ödeneği alabilmek için işçinin hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün hizmet akdine tabi olması ve son 3 yıl içinde en az 600 gün sigortalı çalışması gerekiyor. Bu koşulları sağlayan işçilerden son 3 yılda 600 gün çalışanlara 180 gün, 900 gün çalışanlara 240 gün, 1080 gün çalışanlara ise 300 gün işsizlik ödeneği ödeniyor.

Ancak sistem pratikte ciddi erişim sorunları yaşıyor. Kasım 2025 verilerine göre, toplam 3,098 milyon resmi işsizden sadece 502.425 kişi işsizlik ödeneği alıyordu. Bu, işsizlerin yalnızca yüzde 16,2'sinin ödenekten yararlandığı, yüzde 83,8'inin ise hiçbir destek alamadığı anlamına geliyor.

1999 yılında yasalaşan ve 2002 Haziran'ında ilk ödemesini yapan İşsizlik Sigortası Fonunun 24 yıllık geçmişine bakıldığında, 2002 Mart'ından 2025 yıl sonuna kadar toplam 22,6 milyon kişinin işsizlik ödeneğine başvurduğu, ancak bunlardan sadece 12,1 milyonunun onaylandığı görülüyor. Bu, başvuruların yalnızca yüzde 53,5'inin kabul edildiği anlamına geliyor.

Fonun büyümesi ve kullanımı

İşsizlik Sigortası Fonu 2025 yıl sonunda 628,5 milyar liraya ulaştı. Bu, 2024 yılındaki 358,97 milyar liradan yüzde 75'lik bir artışı temsil ediyor. Ancak fonun kullanımı açısından dikkat çekici bir durum söz konusu. 2025 yılında işsizlere doğrudan 80,7 milyar lira işsizlik ödeneği ödenirken, işverenlere yönelik teşvik ve desteklere 97,2 milyar lira aktarıldı.

2023-2025 döneminde fonun toplam harcamaları 547,8 milyar lira oldu. Bu tutarın 298,1 milyar lirası (yüzde 54,4) işverenlere giderken, sadece 151,1 milyar lirası (yüzde 27,6) işsizlik ödemelerine ayrıldı.

Dünya örnekleriyle karşılaştırma

Türkiye'deki mevcut koşullar diğer ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça katı olduğu görülüyor. Avusturya'da işsiz kalmadan önceki 2 yılda 1 yıl çalışan işçi 9 ay işsizlik ödeneği alabiliyor. Belçika'da son 27 ayda 468 gün çalışmak, Kanada'da son 1 yılda 595 saat çalışmak yeterli görülüyor. Çekya'da son 3 yılda 12 ay, Fransa'da son 28 ayda 4 ay çalışma şartı aranıyor. Almanya'da son 2 yılda 12 ay çalışan işçiye 12 ay işsizlik ödeneği veriliyor.

Esnek çalışma modellerinin yaygınlaştığı günümüzde, Türkiye'nin 3 yıl içinde en az 600 gün çalışma koşulu, yarı zamanlı veya dönemsel çalışan işçiler için aşılması zor bir engel oluşturuyor.

İşten çıkış kodu sorunu

İşsizlik ödeneğine erişimi zorlaştıran bir diğer faktör ise işten çıkış kodları. Türkiye İş Kurumu, işçinin işsizlik ödeneğine hak kazanıp kazanmadığına, işverenin Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirdiği işten çıkış koduna bakarak karar veriyor. Bazı işverenler kıdem tazminatı ödememek için işten çıkış kodunu kasıtlı olarak hatalı bildirebiliyor. Bu durumda koşulları sağlayan işçi bile ödenekten yararlanamıyor.

İşgücü piyasasında yapısal sorunlar

Türkiye'nin işgücü piyasasında önemli yapısal sorunlar bulunuyor. Şubat 2026'da işgücüne katılım oranı yüzde 52,6 seviyesindeydi. OECD verilerine göre Türkiye, OECD ülkeleri arasında yüzde 63,3'lük oranla en düşük işgücüne katılım oranına sahip.

Özellikle kadınların işgücüne katılımı kritik bir sorun. Türkiye'de kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 30-35 seviyesinde seyrederken, erkeklerde bu oran yüzde 70-75'e ulaşıyor. OECD ülkelerinde kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 60-70 civarında. Bu durum, Türkiye'de 35-40 puanlık bir cinsiyet açığının bulunduğunu gösteriyor.

Yeni Orta Vadeli Program, işsizlik ödeneği koşullarının yanı sıra kurumsal kreş hizmetlerinin yaygınlaştırılması, çalışma günlerinde düzenlemeler ve uzaktan çalışma gibi esnek çalışma düzenlemelerinin teşvik edilmesi gibi tedbirleri de içeriyor. Bu önlemler özellikle kadınların işgücüne katılımını artırmayı hedefliyor.

Son beş yılın verilerine göre, istihdam 2020'de 26 milyon 695 bin kişiden 2025'te 32 milyon 566 bin kişiye yükseldi. Bu dönemde toplam istihdam artışı 5 milyon 871 bin kişi olarak gerçekleşti. Yıllık ortalama istihdam artışı ise 1 milyon 174 bin kişi oldu. COVID-19'un etkili olduğu 2020 yılı dışlandığında, 2021-2025 döneminde yıllık ortalama istihdam artışı 942 bin kişi olarak kaydedildi.

#Asgari Ücret#Cumhurbaşkanlığı
← Geri dön: Ekonomi

İlgili haberler