Türkiye'nin 2027 yılı bütçe açığı 3,9 trilyon liraya çıkacak
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan ve 6 Eylül 2026 tarihinde Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı (OVP), Türkiye ekonomisinin önümüzdeki yıllara ilişkin önemli tahminlerini ortaya koydu. Programa göre 2027 yılında merkezi yönetim bütçe açığı 3 trilyon 865 milyar liraya ulaşacak.
OVP, 2027 yılı için merkezi yönetim bütçe harcamalarının 2026 yılı gerçekleşme tahminine göre yüzde 39 artışla 27,3 trilyon liraya çıkmasını öngörüyor. Faiz hariç harcamaların yüzde 38 artarak 23,3 trilyon liraya, faiz giderlerinin ise yüzde 41 artışla 4 trilyon liraya yükselmesi bekleniyor.
Bütçe gelirlerindeki artışın yüzde 37'de kalarak 23,4 trilyon lira olması, vergi gelirlerinin yüzde 36 artışla 19,9 trilyon liraya yükselmesi öngörülüyor. Faiz dışı fazla ise 110 milyar lira olarak tahmin ediliyor. Bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranı gelecek yıl yüzde 3,6 olacak. Program, 2029 yılı sonuna kadar bu oranın yüzde 2,8'e düşürülmesini hedefliyor.
2026 yılı bütçe hedefleri revize edildi
Geçen yılki OVP'de 2026 yılı bütçe açığı 2 trilyon 712,7 milyar lira olarak öngörülmüştü. Yeni programda bu tahmin 80 milyar lira aşağı çekilerek 2 trilyon 631,9 milyar liraya revize edildi. 2027 yılı bütçe açığı böylece 2026 yılına göre yüzde 47 oranında artış gösterecek.
2026 yılı için merkezi yönetim bütçe harcaması 19,7 trilyon, faiz hariç harcamalar 16,8 trilyon, faiz harcamaları 2,8 trilyon lira olarak öngörülüyor. Bütçe gelirleri 17 trilyon, vergi gelirleri 14,6 trilyon lira olacak. Geçen yıl 29 milyar lira öngörülen faiz dışı fazla 193 milyar liraya revize edildi.
2026 yılı bütçe açığının milli gelire oranı geçen yılki OVP'de yüzde 3,5 tahmin edilirken, yeni programda yüzde 3,1 olarak güncellendi. 2025 yılında merkezi yönetim bütçe açığı 1,8 trilyon lira (41,6 milyar dolar) olarak gerçekleşmiş ve bir önceki yıla göre yüzde 14,6 oranında azalmıştı.
Enflasyon ve büyüme tahminleri
OVP'de 2026 yılı TÜFE artışı yüzde 28,4 olarak tahmin edildi. Geçen yılki programda bu oran yüzde 16 olarak öngörülmüştü. Merkez Bankası son enflasyon raporunda 2026 yılı enflasyonunu yüzde 28 olarak belirlemişti. Ağustos 2026 itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,51 seviyesinde bulunuyor ve Mayıs 2024'te ulaşılan yüzde 75,5'lik zirveden kademeli düşüş gösteriyor.
Merkez Bankası, 2026 yılı boyunca enflasyon tahminlerini birkaç kez yukarı yönlü revize ederek yıl sonu tahminini yüzde 28'e çıkarmış, ara hedefini ise yüzde 24'te tutmuştu. Mayıs 2026'da banka, ABD-İran savaşının enerji ve ithalat maliyetleri üzerindeki etkisine atıfta bulunarak olağanüstü jeopolitik gelişmeler nedeniyle enflasyon hedeflerini yükseltmişti. Ara hedef yüzde 16'dan yüzde 24'e çıkarılmıştı.
Yeni OVP'de 2027 yılı enflasyonu yüzde 21 olarak öngörülüyor. Merkez Bankasının son raporunda bu oran yüzde 15 olarak belirlenmişti. Gayri safi yurtiçi hasıla deflatörü ise yüzde 30,6 olarak tahmin ediliyor.
Ekonomik büyüme açısından program, 2026'da yüzde 3,3 olarak revize edilen büyüme oranının 2027'de yüzde 4,2'ye, 2028'de yüzde 4,6'ya ve 2029'da yüzde 5'e çıkmasını öngörüyor.
Milli gelir ve istihdam hedefleri
OVP'ye göre, 2025 yılında 1 trilyon 602 milyar dolar olan Türkiye'nin GSYH'si 2026'da 1 trilyon 821 milyar dolara, 2027 yılında 1 trilyon 984 milyar dolara yükselecek. Kişi başına milli gelir 2025 yılında 18.040 dolar iken, 2026'da 20.523 dolara, 2027 yılında 22.285 dolara çıkacak.
Program döneminde istihdam alanında da iyileşme hedefleniyor. 2027-2029 döneminde 2,1 milyon yeni istihdam yaratılması ve işsizlik oranının yüzde 8'in altına düşürülmesi planlanıyor.
Cari açık konusunda da iyileşme öngörülüyor. Cari açığın GSYH'ye oranı 2026 yılı sonu için yüzde 2,6 olarak tahmin edilirken, bu oranın 2027'de yüzde 1,9'a, 2028'de yüzde 1,8'e ve 2029'da yüzde 1,6'ya gerilemesi bekleniyor.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2026 yılının ilk çeyreğinde kamu borcunun GSYH'ye oranının yüzde 23,1'e düşerek tarihi dip seviyeye ulaştığını açıklamıştı. Bu oran, Aralık 2001'den bu yana kaydedilen en düşük seviye olarak kayıtlara geçti.













