Otomobil

4 dk okuma

Otomotiv sektöründen finansman ve vergi reformu talebi

Türkiye otomotiv pazarında satışlar gerilese de sektör temsilcileri, tüketicinin araç erişimini kolaylaştıracak kredi koşullarının gözden geçirilmesini ve ÖTV sisteminin öngörülebilir hale getirilmesini istiyor.

image-0.jpg

Otomotiv sektöründen finansman ve vergi reformu talebi

Türkiye otomotiv pazarı, rekor satışların yaşandığı 2025 yılının ardından normalleşme sürecine girdi. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) verilerine göre, 2026'nın ilk sekiz ayında otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 12 küçülerek 719 bin 996 adede geriledi.

Geçen yıl Türkiye otomotiv pazarı 1,37 milyon toplam araç satışına ulaşmış ve 2024'e göre yüzde 10 büyüme kaydetmişti. Bu, sektörün üst üste dördüncü büyüme yılıydı. 2026'daki daralma, bu güçlü performansın ardından gelen bir normalleşme olarak değerlendiriliyor.

2026'nın ilk sekiz ayında otomobil pazarı yüzde 13,8 gerilerken, hafif ticari araç pazarındaki daralma yüzde 4,4 ile sınırlı kaldı. Ağustos ayında tek başına toplam pazar yüzde 20, otomobil satışları ise yüzde 25 düştü. Ancak ODMD Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Tiftik, ağustos ayındaki 81 bin adetlik satışın beş yıllık ortalamayı yüzde 4,4, on yıllık ortalamayı ise yüzde 23,9 aştığını vurguladı.

Kredi koşulları ve vergi yapısı kritik

Tiftik, Habertürk'e yaptığı açıklamada, tüketicinin otomobile yönelik ihtiyaç ve talebinin devam ettiğini belirterek, satın alma kararlarında finansman koşulları, araç fiyatları, vergilendirme yapısı ve genel ekonomik koşulların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye'de kredi maliyetlerinin araç satışlarını doğrudan etkilediği biliniyor. Merkez Bankası'nın gecelik borç verme faizi mart 2026'da yüzde 40 seviyesindeydi. Bu oran, 1996-2026 döneminde yüzde 32,17 olan tarihi ortalamanın da üzerinde seyrediyor. Yüksek faiz oranları, araç finansmanına erişimi zorlaştırıyor.

1987 yılında kurulan ve 52 uluslararası markayı temsil eden 31 üyesiyle sektörün önemli kuruluşlarından biri olan ODMD Başkanı Tiftik, kredi imkanlarının araç fiyatlarındaki değişimle birlikte dönemsel olarak değerlendirilmesinin, tüketicinin finansmana erişimi açısından faydalı olacağını ifade etti.

Araç fiyatlarındaki değişimle birlikte kredi imkanlarının da dönemsel olarak değerlendirilmesinin, tüketicinin finansmana erişimi açısından faydalı olacağına inanıyoruz. Burada elbette finansal istikrar ve makroekonomik dengelerin gözetilmesinin öneminin farkındayız.

ÖTV yapısı ekonomik koşullara uygun hale gelmeli

Tiftik, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) konusunda da benzer bir yaklaşım sergiledi. Mevcut vergilendirme sisteminin ekonomik koşullar ve sektördeki değişimler dikkate alınarak güncel tutulması gerektiğini vurguladı.

Türkiye'de araç vergilendirmesi karmaşık bir yapıya sahip. Yüzde 10 gümrük vergisi, konvansiyonel araçlar için yüzde 90-220 arasında değişen ÖTV oranları ve yüzde 20 KDV kümülatif olarak uygulanıyor. Bu katmanlı yapı, nihai araç fiyatlarının orijinal değerin önemli ölçüde üzerine çıkmasına neden oluyor.

2025 yılı temmuz ayında ÖTV sisteminde önemli değişiklikler yapılmıştı. 7555 sayılı Kanun ve 10115 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında elektrikli araçlar için motor gücüne bağlı olarak yüzde 25 ile yüzde 170 arasında değişen yeni ÖTV oranları belirlenmişti.

Vergilendirme sisteminin, ekonomik koşullardaki ve otomotiv sektöründeki değişimleri dikkate alan, zaman içinde güncelliğini koruyan bir yapıda olması önemli. Kur, enflasyon, üretim maliyetleri ve finansman koşulları gibi unsurların nihai fiyatlama üzerinde birlikte etkili olduğunu görüyoruz.

Tiftik, fiyatlama, vergilendirme ve finansman koşullarının birbirini tamamlayan unsurlar olarak değerlendirilmesinin hem sektörün sağlıklı gelişimi hem de tüketicinin otomobile erişimi açısından olumlu sonuçlar doğuracağına inandıklarını belirtti.

Yaşlanan araç parkı yenilenme bekliyor

Türkiye'de araçların ortalama yaşı konusu da sektör için önemli bir gündem maddesi. Ülkedeki binek otomobillerin ortalama yaşı yaklaşık 12 yıl seviyesinde. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verilerine göre, 2020 itibarıyla araçların yüzde 25,2'si 21 yaşın üzerindeydi. Bu oran, Danimarka'da yüzde 4,5, Hollanda ve Belçika'da ise yüzde 6,3 seviyesinde.

Tiftik, Türkiye'nin yaşlanan araç parkının yenilenmesi açısından tüketicinin finansmana erişiminin ve satın alma gücünün korunmasının önemli olduğunu vurguladı. Ocak 2026'da otomotiv üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,2 gerileyerek 99 bin 247 adede düşmüştü. Bu, ağustos 2025'ten bu yana kaydedilen en düşük üretim seviyesiydi.

Elektrikli ve hibrit araçlarda dönüşüm sürüyor

Pazar daralmasına rağmen, elektrikli ve hibrit araçlardaki büyüme dikkat çekiyor. Elektrikli araçların pazar payı 2026'nın ilk sekiz ayında yüzde 18,8 seviyesinde korundu. 2025 yılında elektrikli araç satışları yüzde 90,1 artarak yüzde 17 pazar payına ulaşmıştı. Bu büyümede BYD markası yüzde 455 artışla öne çıkmıştı.

Hibrit araçların toplam otomobil pazarındaki payı ise yüzde 33,1'e yükseldi. Özellikle hafif hibrit araçlarda yüzde 38'lik bir artış gözlemlendi.

Bu tablo, Türkiye'deki dönüşümün devam ettiğini ancak bu dönüşümün artık daha dengeli ve farklı teknolojilerin birlikte geliştiği bir yapıya doğru ilerlediğini gösteriyor. Bu nedenle Türkiye'de otomotivieki dönüşümü yalnızca elektrikli araçların payıyla ölçmemek gerekiyor.

Tiftik, elektrikli, hibrit ve diğer yeni nesil teknolojilerin tamamını birlikte değerlendirdiklerinde dönüşümün güçlü biçimde devam ettiğini söyledi.

2027 için beklentiler

Sektör, yılın kalan dört ayında kampanyaların, yeni model girişlerinin, finansman koşullarının ve tüketici talebinin belirleyici olacağını öngörüyor. Tiftik, 2026'nın bir önceki yıla kıyasla daha düşük bir toplam pazarla tamamlanmasını beklediklerini ifade etti.

Türkiye otomotiv pazarı geçmişte de ekonomik koşullara bağlı önemli dalgalanmalar yaşamıştı. 2018 ekonomik krizi döneminde lira değer kaybı, yüksek enflasyon ve artan borçlanma maliyetleri nedeniyle pazar 2017-2019 döneminde ciddi daralma yaşamış ve 2019'da on yılın en düşük seviyesi olan 486 bin 809 adede gerilemişti.

2027'ye girerken bizim açımızdan önemli olan, otomotiv pazarının sağlıklı ve sürdürülebilir bir yapıda gelişmeye devam etmesi. Tüketicinin otomobile erişiminin desteklendiği, teknolojik dönüşümün ve yeni yatırımların önünün açık olduğu, sektörün öngörülebilir bir ortamda büyüyebildiği bir yapının hepimiz açısından olumlu sonuçlar sunacağına inanıyoruz.
#Enflasyon#Merkez Bankası#Türkiye
← Geri dön: Otomobil

İlgili haberler