Diplomasi

5 dk okuma

Birleşik Krallık-Türkiye ortaklığı stratejik derinlik kazandı: Enerji ve savunmada iş birliği genişliyor

Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu David Reed, iki ülke arasındaki ilişkilere 'stratejik derinlik' katıldığını belirterek enerji, savunma ve ticarette genişleyen iş birliğini değerlendirdi. Küçük modüler reaktörlerden Eurofighter anlaşmasına, Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinden üçüncü ül…

image-0.jpg

Stratejik ortaklık çerçevesi ve savunma anlaşması

Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki ilişkiler son dönemde ticaret, savunma, teknoloji ve enerji alanlarında somut iş birliği anlaşmalarıyla güçleniyor. Bu yıl nisan ayında göreve başlayan Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosu ve Doğu Avrupa-Orta Asya Ticaret Komiseri David Reed MBE, Türkiye'de verdiği ilk video röportajında iki ülke ilişkilerinin geldiği noktayı değerlendirdi.

Reed, Türkiye ve Birleşik Krallık'ın uzun süredir NATO müttefiki olduğunu hatırlatarak, son yıllarda küresel ortamın daha zorlu hale geldiğini ve krizlerin arttığını vurguladı. Bu koşullarda güvene dayalı ortaklıkların öneminin daha da arttığını belirten Reed, ilişkilere nasıl stratejik bir derinlik kazandırıldığını anlattı.

23 Nisan 2026'da Londra'da Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper tarafından imzalanan Stratejik Ortaklık Çerçeve Belgesi, iş birliğinin temel taşlarından birini oluşturuyor. Ardından 8 Temmuz 2026'da Ankara'daki NATO Zirvesi sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Keir Starmer arasında imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Anlaşması, ilişkilere yeni bir boyut kazandırdı.

Savunma ortaklığı, caydırıcılık ve savunma, askeri iş birliği, savunma sanayi ve teknoloji, siber güvenlik, hibrit tehditlere karşı koyma, terörle mücadele, dayanıklılık, sivil hazırlık ve uzay alanlarında kapsamlı bir çerçeve sunuyor. Reed, güvenlik ve savunma alanındaki çalışmaların ekonomik hedeflere katkı sağladığını, ekonomik iş birliğinin de güvenliği güçlendirdiğini vurguladı.

Eurofighter anlaşmasının boyutu

Ekim 2025'te imzalanan ve 20 Eurofighter Typhoon savaş uçağının 8 milyar sterlin (10,7 milyar dolar) karşılığında Türkiye'ye satışını kapsayan anlaşma, ilişkilerdeki dönüm noktalarından biri olarak değerlendiriliyor. 25 Mart 2026'da imzalanan ek eğitim ve destek anlaşmasıyla toplam değer 2,5-2,6 milyar sterlin daha artarak 10,5 milyar sterlini aştı.

Reed, Eurofighter anlaşmasının yalnızca uçak tedariki olmadığını, en başından kapsamlı olarak tasarlandığını söyledi. Anlaşma kapsamında bakım, eğitim, tedarik zincirleri ve teknoloji transferi de yer alıyor. BAE Systems, temmuz ayında Samlesbury tesislerinde Türkiye'nin uçakları için üretim çalışmalarına başladı. Türk pilotların eğitimi ağustos ayında Birleşik Krallık'ta başlayacak. İlk teslimat 2030 yılında yapılacak.

Anlaşmanın Birleşik Krallık'ta 20.000 kişilik istihdam yaratması bekleniyor. Reed, Türk şirketlerinin İngiliz şirketleriyle yenilikçi teknolojiler konusunda ortaklıklar kurduğunu belirterek, bundan sonraki hedefin bu iş birliklerini üçüncü ülke pazarlarına taşımak olduğunu söyledi.

Üçüncü ülkelerde ortak projeler

Türk ve İngiliz şirketlerinin yetenekleri arasında güçlü bir tamamlayıcılık bulunduğunu ifade eden Reed, Birleşik Krallık'ın mühendislik, dijital tasarım ve proje yönetiminde; Türkiye'nin ise inşaat ve proje liderliğinde güçlü olduğunu kaydetti. Türkiye'nin zorlu pazarlarda güçlü bağlantılara sahip olması da önemli bir avantaj sağlıyor.

Türk Eximbank ile UK Export Finance (UKEF) arasındaki anlaşma, iki ülke şirketlerinin birlikte üçüncü ülkelere ihracat yapmasını destekliyor. Reed, Ukrayna'da köprü inşası, Sırbistan'da otoyol sistemi ve Irak'ta su altyapısı projelerini örnek gösterdi. Özellikle Orta Asya, Afrika ve Balkanlar'da büyük potansiyel bulunduğunu vurgulayan Reed, Özbekistan ve Kazakistan gibi ülkelerde yoğun temaslarda bulunduğunu belirtti.

Serbest Ticaret Anlaşması müzakereleri

Birleşik Krallık ile Türkiye arasında 2020'de imzalanan mevcut Serbest Ticaret Anlaşması ağırlıklı olarak mal ticaretini kapsıyor. Devam eden müzakerelerle hizmetler, yatırım ve dijital ticaret gibi alanların da anlaşmaya dahil edilmesi hedefleniyor.

Reed, iki ülke arasındaki toplam ticaret hacminin 28,4 milyar sterlin civarında olduğunu ve yıllık bazda yüzde 4 veya üzerinde büyüdüğünü belirtti. Ekonomilere en büyük katkıyı hizmet sektörünün sağladığını vurgulayan Reed, modernize edilmiş anlaşmanın şirketler için yeni fırsatlar yaratmasını, ticareti kolaylaştırmasını ve öngörülebilirliği artırmasını beklediklerini söyledi.

Beş tur müzakere tamamlandı ve 11 fasıl kapatıldı. Altıncı tur yakında Londra'da gerçekleştirilecek. Kamu alımları, fikri mülkiyet, yatırım ve dijital ticaret konularında çalışmalar sürüyor.

Enerji ve küçük modüler reaktörlerde iş birliği

Enerji alanı, iki ülke arasındaki iş birliğinin genişleyebileceği stratejik alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Türkiye, Kasım 2025'te açıklanan hedefte 2050 yılına kadar 5 GW küçük modüler reaktör (SMR) kapasitesine ulaşmayı ve toplamda 20 GW nükleer kapasite ile elektriğinin yüzde 10-15'ini nükleer enerjiden sağlamayı planlıyor. Şu anda Rusya'nın Rosatom şirketi tarafından 20 milyar dolar maliyetle inşa edilen Akkuyu Nükleer Santrali'nin (4.800 MW) ilk reaktör ünitesi temmuz 2025'te devreye alındı ve tam kapasiteye ulaştığında Türkiye'nin elektriğinin yüzde 10'unu karşılaması bekleniyor.

Reed, Türkiye'nin enerji arzını çeşitlendirme, yenilenebilir enerji kapasitesini artırma, enerji güvenliğini güçlendirme ve sanayi tabanını geliştirme hedefleri ile Birleşik Krallık'ın SMR teknolojisindeki kabiliyetleri arasında güçlü bir tamamlayıcılık bulunduğunu söyledi. Rolls-Royce tarafından geliştirilen SMR teknolojisi artık uygulamaya doğru ilerliyor. 13 Nisan 2026'da Rolls-Royce SMR ile Great British Energy–Nuclear (GBE-N) arasında Galler'deki Wylfa'da ilk küçük modüler reaktörlerin inşası için sözleşme imzalandı. Birleşik Krallık hükümeti proje için 2,6 milyar sterlin ayırdı ve inşaatın en yoğun döneminde 3.000 kişiye istihdam sağlaması bekleniyor.

Rolls-Royce SMR tasarımı şu anda Birleşik Krallık'ın Genel Tasarım Değerlendirmesi (GDA) sürecinin son aşaması olan Adım 3'te bulunuyor ve sürecin aralık 2026'da tamamlanması bekleniyor. Bu, Rolls-Royce SMR'yi diğer SMR tasarımlarından 18 ay öne taşıyor.

Reed, Türkiye ile küçük modüler reaktörler konusunda birlikte çalışma açısından gerçek bir potansiyel bulunduğunu vurguladı. İş birliğinin hem Türkiye'de hem de üçüncü ülke pazarlarında geliştirilebileceğini belirten Reed, Türkiye'nin bazı pazarlara açılmak için bir başlangıç noktası olabileceğini ifade etti.

İki ülkenin enerji alanındaki ortaklığının halihazırda güneş enerjisinde somut örnekleri bulunuyor. İngiliz ve Türk şirketleri Türkiye'deki en büyük iki güneş enerjisi tesisinde birlikte çalışıyor.

COP31 ve yeşil dönüşüm

Türkiye'nin kasım ayında Antalya'da ev sahipliği yapacağı COP31 iklim zirvesi, yeşil dönüşüm gündeminde önemli bir kilometre taşı olacak. Reed, zirvenin yalnızca iklim hedeflerinin uygulanmasını değil, çözümün parçası olacak yeni teknolojilerin gösterilmesini de sağlayabileceğini söyledi.

Güneş enerjisi, denizüstü rüzgar enerjisi ve küçük modüler reaktörler gibi teknolojileri devreye alabilen, elektrik şebekelerini ve enerji sistemlerini modernize edebilen ülkelerin önemli rekabet avantajı elde edeceğini vurgulayan Reed, yeşil dönüşümün büyük bir ekonomik fırsat sunduğunu belirtti. Bu süreci büyük bir ikinci sanayi devrimi olarak değerlendiren Reed, yeni teknolojilerin yaygınlaşmasını destekleyen, istihdam yaratan ve bu teknolojileri ihraç edebilen ülkeler için önemli fırsatlar bulunduğunu söyledi.

Kültürel ilişkiler ve yumuşak güç

Reed röportajın bir bölümünde Türkiye'nin televizyon dizileri, sinema ve müzik üzerinden artan yumuşak gücünü de değerlendirdi. Türk dizilerinin uluslararası dijital platformlarda giderek daha görünür hale geldiğini belirten Reed, Türkiye'nin yumuşak gücünün zaman içinde daha da arttığını söyledi.

Şu sıralar izlediği yapımlar arasında Ayvalık'ta geçen Zeytin Ağacı dizisinin bulunduğunu belirten Reed, Türk sinemasını da takip ettiğini ve özellikle Nuri Bilge Ceylan'ın Kış Uykusu filminden etkilendiğini ifade etti. Türk yapımlarının Türkiye'ye yönelik ilgiyi artırdığına dikkat çeken Reed, Kapadokya'yı ziyaret etmek istediğini de söyledi.

27 yıl önce Kuzey Kıbrıs'ta görev yapmaya hazırlanırken Türkçe öğrenmeye başlayan Reed, bu süreçte İstanbul ve İzmir'de Türk ailelerin yanında kaldığını anlattı. Bir ülkeyi ve toplumu anlamada dil bilmenin önemli olduğunu vurgulayan Reed, Türkiye'de geçireceği süre boyunca Türkçe pratiğini geliştirerek ülkeyi yeniden keşfetmek istediğini belirtti.

#İhracat#NATO
← Geri dön: Diplomasi

İlgili haberler